15.02.2013    7. Şubat


BAKA Genel Sekreteri Sayın Tuncay ENGİN

Ekonomi dünyamız, Batı Akdeniz Kalkınma Ajansı’nın vizyonunu ve yaptıklarını yakından takip ediyor. Kurumun giderek artan tecrübesi ve gerçekleşen projeler, yöneticileri gelecekle ilgili daha büyük hedeflere yöneltiyor. Genel sekreter Sayın Tuncay ENGİN ile BAKA’nın gelişen vizyonunu ve faaliyetlerini konuştuk…

Sayın Engin, BAKA olarak bugün bölgenin ihtiyacı olan, ekonomik anlamda önem arz eden konuları ele alıyorsunuz. Faaliyete başladığınızdan beri kurumunuzun hayata geçirdiği konular hakkında bilgi verir misiniz?

OMC e-konomi dergisi olarak çok güzel yayınlar yapıyorsunuz. Bölgenin ekonomisine ilişkin önemli bir boşluğu dolduran OMC ailesine beni konuk ettiği için teşekkür ederim.

 

Kalkınma ajanslarının faaliyet alanları defalarca değişik platformlarda dile getirildi ama tekrar bir özetlemek gerekirse şöyle anlatmaya çalışayım; ‘O kadar çok ekonomik kurum varken kalkınma ajansı neden kuruldu?’ diye bir soru akla gelebilir. Ülkemizde planlı kalkınmanın geçmişine şöyle bir baktığımızda 1961’den itibaren bu yönde çabaların başladığını görebiliriz. Daha öncesinde de yerel çapta planlama çalışmaları var ama ilk kez 1961’den sonra 5 yıllık kalkınma planları yapıldı ve bunu da Devlet Planlama Teşkilatı yürüttü. Şimdiki adıyla Kalkınma Bakanlığı yürüttü. Bu yapıya göre planlar maalesef Ankara’da yapıldığı için Ardahan’ın, Burdur’un, Niğde’nin, Edirne’nin ihtiyaçları giderilemiyordu. Ankara’dan gerçek anlamda buraları görmek ve çözmek mümkün olamayacağı için bu kalkınma planları ülkeyi yeterince kalkındıramadı. Tabi ki katkısı oldu. Dokuz tane kalkınma planı yapıldı.

 

Türkiye’de, illerde pek çok kurum var. Kalkınma ajansı kalkınmayı yerel aktörlerle beraber, yerel unsurlarla birlikte götürmek amacıyla kuruldu. Bu konu aynı zaman da ajansları diğer kurumlardan ayıran en önemli farktır. Yani kalkınma ajansları Ankara’nın kurumları değiller. Merkezi bürokrasinin taşradaki bir temsilciliği değil. Bölgenin kendi kuruluşu, mesela BAKA, Batı Akdeniz’in kendi kuruluşu olarak hayata geçmiştir. Yani Antalya, Isparta ve Burdur’un kendi kalkınmasını sağlayacak, özerk bir yapıya sahip, bütçesi ile karar merkezleri ile kendi dinamik kurum ve kuruluşlarının içinde olduğu önemli bir kurum. Kısaca hizmet bakımından yerinden yönetim kurumu deniyor buna.

Untitled

Kalkınma Bakanlığı stratejik hedeflere ulaşmak için 2014-2023 yılları için muhtemelen 10 yıllık bir plan daha yapacak ve Kalkınma Bakanlığı bu planların alt ayağı olan bölge planlarının ve uygulanacak yol haritalarının ortaya konup şekillenmesi için yetkiyi kalkınma ajanslarına verdi. Bu, ülkemizin ve bölgenin; Antalya, Isparta ve Burdur’un kalkınması için önemli bir durum. Bu durum, Cumhuriyet tarihinde belki bir ilktir.

 

Şunu vurgulamam lazım bu olay projelerin yapılması için kalkınma ajansına verilip, kalkınma ajansı uzmanlarının oturup kendisinin plan yapması demek değil. Burada devletin bütün unsurlarını birleştiriyoruz. Sistematik bir şekilde Kaş ilçesinden Elmalı, Korkuteli, Bucak, Tefenni, Gölhisar, Yalvaç ilçesine kadar bütün ekonomiyle ilgili kalkınmayla ilgili kurum, kuruluş, sivil toplum kuruluşları ve üniversitelerle birlikte geniş katılımlı toplantılar düzenleyerek onların görüşlerinin alınması sağlanıyor ve tespitler yapılıyor.


İrili ufaklı bunun için belki 500 tane toplantı yapıldı bölgede. Bununla birlikte arama konferansları; sektör odaklı, konu bazlı çalışmalar; analizler, daha önce yapılmış çalışmalar da bu arada değerlendirildi. Örneğin bir ilçede çok geniş katılımcılık esasıyla kaymakam, belediye başkanı, meclis üyeleri, muhtarlar, ziraat odası, esnaf odası, ilçe kalkınmasına katkı sağlayacağı düşünülen diğer kişiler... Herkesin katılımıyla, herkesin duruşunu sergileyebileceği bir yapı içinde bütün bölgeden görüşleri alıyoruz. Neler olmalı, ne eksik,  buranın gelişmesinde hangi alanlar daha iyi etki oluşturur bütün bunları harmanlıyoruz ve bu çalışmalarla ilçe raporları oluşturuyoruz. Böylece kalkınmanın bir nevi anayasası, yol haritası, temel noktalarının olduğu bir doküman, temel doküman hazırlıyoruz

 

BAKA’ nın faaliyetleri genel itibari ile herkes tarafından biliniyor. Bu çalışmalarla hangi alanlar gelişir hale geldi, yani bölgenin sektörsel anlamda gelişimi nedir, gelişeceğini düşündüğünüz alanları nelerdir?

Şu ana kadar yapılan planlı çalışmalarla ve ekonomiyle ilgili kurumların görüşlerinden ortaya 6 tane temel başlık çıktı:

  • Turizmin 12 aya yayılması; yani turizmin geliştirilmesi.
  • Tarıma dayalı sanayi ve profesyonel tarım.
  • Tarım teknikleri, teknolojiler, bu teknolojilere uygun ürünlerin geliştirilmesi.
  • Ar-ge alt yapısının geliştirilmesi; bölgenin yazılımda ve ar-gede öne çıkar bir hale gelmesi.
  • Bir lojistik merkezi olabilmesi.
  • Sosyal kalkınma dediğimiz yani dezavantajlı gruplar; kadına yönelik, çocuklara yönelik, masum dezavantajlı gruplara yönelik öncelikler…

 

Bölgede diğer kurum ve kuruluşların yöneticileriyle öncelikler belirlendi. 6 tane başlık belirlendi. Bunun alt başlıkları var, hedefleri var. Ulaşılması, uygulanması gereken hedefler öne çıkarıldı. Okuyucularınız, bunların ve daha önceki söz ettiğimiz hususların her türlü ayrıntılarını web sayfamızda bulabilirler.

 

Baka ne zamandır faaliyette?

Batı Akdeniz Kalkınma Ajansı BAKA, 25 Ocak 2006 tarihli ve 5449 sayılı Kalkınma Ajanslarının Kuruluşu, Koordinasyonu ve Görevleri Hakkında Kanun’a göre 14 Temmuz 2009 tarihinde Bakanlar Kurulu Kararı ile kurulmuştur. Ancak çalışma ofislerinin ve personelinin belirlenmesi; görevlendirilmelerin yapılması ile asıl olarak faaliyete ve çalışmalarına, 2010 yılının Temmuz ayında başlayabildik. Yani kanuna göre 3,5 yıl; fiili olarak da 2,5 yıldır çalışmalarımızı yapıyoruz. Tabi bu gibi kurumlar devletin diğer kurumları gibi hemen oturmuyor. Bölgesel olması sebebiyle birçok dinamik unsur söz konusu. Kurumsal kültürün ve geleneklerin oluşması zaman alıyor. Gelişmiş ülkelerde 100 yıllık mazisi olmasına rağmen Türkiye’de çok yeni bir kurum.

 

Bütçe ile ilgili sormak istiyorum. Ne kadar bütçe ayrıldı, ne kadarı kullanıldı? Bugün iş hayatında büyük yer kaplayan aktörlerimiz ne diyor, bu kaynaklar nerelerde kullanılıyor, kimler kullandı? Devamında şu soru da geliyor; ben bir proje yürütmek için başvurdum onaylandı, ama mesela proje başarılamadı. Böyle durumlar oldu mu? Olduysa, bu tür durumların sonucu ne oldu?

2010 yılından beri destek programlarını açmaya başladık. Toplamda 356 tane proje başvurusu oldu. Aslında bu sayı bizim bölge iş hayatına ulaştığımızın bir göstergesidir. İlk süreçte 40 firmaya destek verebildik. Projelerin 10 milyon TL’si ajansın bütçesi; 10 milyon TL de işletmelerin kendi bütçeleri ile 40 projeye başlandı. Sadece 1 tanesinde daha sonra şirketin ekonomik olarak zor duruma düşmesi ile proje sonlandırılamadı. Yani 40 projeden 39’u başarılı oldu. Bunun oldukça yüksek bir oran olduğunu düşünüyorum.

 

Son çağrıda 305 tane proje başvurusu oldu. Bunlardan 80 tanesi kabul edildi ve sözleşme imzaladık. Hepsi güzel yürüyor ve 3-4 yıl içinde hepsi sonuçlanmış olacak. Bu desteğin sonucunda doğrudan sağladığımız istihdam 1000’e yakın olacak. Ama şu var; ben konuya sadece istihdam açısından yaklaşmıyorum. Bu projelerle ihracata başlayan firmalarımız oldu. Bizim nezdimizde bugün itibari ile ihracat gücü arttı firmaların. Yurt dışına açılma konularında, ihracat konularında, pazarlara ulaşmada, her konuda onları bilgilendiriyoruz ve  bütün bu bilgileri de ücretsiz sunuyoruz. Devletin insanlara sunduğu bir hizmettir bu. İş dünyası için çalışan bir yapı var.

 

Antalya, Isparta, Burdur üçgeninde organize olmak kolay bir süreç değil. Çok yakın olmalarına rağmen toplumsal kültür, anlayış, ekonomik denge, ekonomik farklılıklar gösteriyor bu şehirler. Bu dengeyi nasıl kuruyorsunuz?

tee

Ajansda çalışacak arkadaşların seçimini yaparken özellikle uyuma çok dikkat ettik ve biraz idealist olmalarını istedik. Ülke ve bölge kavramlarını dikkate aldık. Dolayısıyla fedakâr bir çalışma mantığı var yaşantımızda. Bunların yanında tabi ki mesleki yetkinliğe, yabancı dil, muhakeme yeteneklerinin olmasına dikkat ettik.

 

Mesela bir örnek vereyim. 2 gün önce yabancı bir yatırımcı kazandırdık Isparta’ya. Yatırımcı tüm işlerini bitirdi tam işe başlayacakken çalışma izni sorunu çıktı. Devreye girerek sorunu giderebilmek için Ankara’dan Çalışma Bakanlığı ile irtibata geçerek sorunu giderdik.

 

Mesela bir tane proje var 1 yıl sonra hayata geçecek. Firma Ankara orijinli büyük bir grup. Projelerinde orman artıklarından elektrik enerjisi üretmeyi hedefliyorlar. Bu da ülkemizde daha önce hiç uygulanmış bir proje değil ancak Avrupa’da çok yaygın. Bürokratik sorunlar yaşandı ve ETKB’dan konu, ‘yenilenebilir enerji’ sınıfına girmediği için izin verilmedi. Biz bu proje ile elde edilecek enerjinin yenilenebilir enerji katmanına alınmasını sağladık ve yetkilileri ikna ettik. Dolaylı bir sistemle orman köylülerine ekonomik katkı sağlanacak. Sadece elde edilen enerji değil projenin katkısı, orman atıklarından dolayı çıkan yangınların da önlenmesine katkı sağlayacak ve çok ciddi bir ekonomik girdi kazanılmış olacak.

 

Bir tane daha proje var, şimdi aklıma geldi; Kumluca’da sera artıkları çok büyük bir sorun. Seralardan sebzeler toplandıktan sonra birçok atık oluşuyor. Onların yakılması havaya, toprağa, suya zarar veriyor. Sera artıklarından oluşan dağlar var Kumluca’da, Finike’de, Aksu’da bu çok ciddi bir sorun.

 

Bir yatırımcı bulduk. Yatırımcı bu atıklardan gübre vesaire ve ayrıca elektrik elde ediyor. Hem sera artıklarının çevreye verdiği zarar ortadan kaldırılıyor hem de enerji elde ediyor. Bu projenin hayata geçmesi kolay olmadı. Bakın mübalağa etmiyorum; irili ufaklı 52 tane toplantı yapılmış ve en sonunda bir protokol ile Sayın Valimizle beraber, Kumluca Belediye başkanı ve firma protokole imza attı. Proje çok yakında hayata geçecek. Çalışmalar bitmek üzere. Bu proje hem sera atıklarını ortadan kaldıracak hem de çevre sorununu ortadan kaldıracak. Kumluca ilçesini aydınlatacak kadar da elektrik elde edilecek.

 

Daha önce altını çizdiğiniz konu, yabancı yatırımcı noktasında da aktif olmak ve buraya getirebilmekti, öyle değil mi?

Doğru, doğru. Şöyle ki, arkadaşlarımızla yaptığımız toplantılarda konuşurken ve kendimizi eğitirkenki düşüncemiz ve hedefimiz dünya, Türkiye değil; bölge değil. Dünya ile bağ kuracağız. Dünyayı buraya getireceğiz. Yatırımcı çekeceğiz. Yani vizyonumuzdaki gibi. Yoksa böyle bir mantık yok. Siz bana ‘Başarılısınız, öyleyse ne kadar yatırımcı kazandırdınız?’ diye soruyorsunuz. Böyle olunca da önünüze hedef koyuyorsunuz. Biz dünyadan yatırımcı çekiyoruz. Buradaki firmaların dünya standartlarında olmalarını sağlayacağız. Bunu sağlayamazsak da kendi sanayimizi, kendi tarımımızı ileriye götüremeyiz. Ne olacağı belirsiz projelerle büroda sürekli raporlar yazıp zaman geçeriz yoksa… Bu şekilde bir kalkınma olması mümkün mü? Mümkün değil.

 

Veri vermek mümkün mü?

Elbette; biz ilk iki yılın toplamında 165 milyon TL’lik katkı sağlamışız bölgeye. Onu da doğrudan diyebiliriz. Ama şimdi bölgeye yapılan yatırımların farklı aşamalarında destek olduk. Böyle destek olduğumuz projelerin katkısı da 250 milyon dolara yakın. Biz bu tarz takip ettiğimiz yatırımların uzun soluklu bir çalışma olması için çaba sarf ediyoruz; işin takibini yapıyoruz, bırakmıyoruz. Türkiye’de en büyük sorun uzun soluklu olamamak.

te2

Geçen yıl Nisan ayında Hindistan’dan 40 tane iş adamı davet ettik. Burada iş adamlarımızla buluşmalarını sağladık ve sonucunda 10 milyon dolarlık iş bağlantısı oldu. Gerçekten ilk buluşmada bunu beklemiyorduk! Tanışıklık olsun daha sonra ticaret olabilir diyorduk ama bir baktık, anlaşma sağladılar.

 

Dediğim gibi farklı alanlara yönelmek istiyoruz. Yani Japonya, Hindistan, Körfez bölgesi, Lübnan gibi… Lübnan’dan tur operatörlerini getirdik gerçekten büyülendiler turlar düzenleyeceklerini söylediler.

 

Birde Japonya ile çalışmalarımız var. Japonlar aslında Türkiye’ye geliyor ama Antalya’ya çok gelmiyorlar. İstanbul, Kapadokya, Konya, Pamukkale’yi daha çok ziyaret ediyorlar. Neden burası olmasın diye düşündük. Sonuçta bölgemizde kış turizmi desen bulurlar, antik kentler var Olympos, Saklıkent, Likya, Termessos, Perge mükemmel yerler var onların ilgisini çekebilecek. Onların Sakata diye bir kurumları var bizi buradan aradılar ve 3 Kasım 2012’de onları burada ağırladık sonrasında kurum başkanları ‘Daha önce Antalya’yı tanımadığım ve tanıtamadığım için şaşkınız’ diye bir ifade kullanmış. ‘Bu kadar güzel bir yere nasıl ulaşamadık! Bizim haberimiz olmadı’ gibi...


Bölgeyi tur programları düzenleyebilmek için çalışma sürdürecek verilerle ayrıldılar buradan 70’ten fazla yayınımız oldu. Bu süreç içerisinde tüm sektörlerin analizini yapıyoruz. Turizmden sağlık sektörüne, bilişime kadar hemen her sektörde bölge için raporlar hazırladık. Antalya’ya Konya’dan hızlı tren yolu bağlantısı için rapor hazırladık. Yaklaşık 2 yıl önce ve bunu bütün bölge milletvekillerine ulaştırdık. Nevşehir’den, Kırşehir’den, Konya’dan Antalya’ya kadar ve bu gündemde olmamasına rağmen bu yol çizildi ve programa girdi. Ben Devlet Demir Yolları Genel Müdürü’nün ağzından bir gazetede okudum; “Antalya-Konya arasında hızlı tren yapacağız” diye. Programa da girsin diliyorum. Ve bunun bilimsel teknik alt yapısını biz oluşturduk. Sayın valimiz de çok üst düzeyde takip ettiler. Her düzeyde Ulaştırma Bakanı’na da, Başbakan’ımıza da bölge milletvekillerine işin önemini anlattılar. Yani Kapadokya bölgesinde Konya ve Kapadokya ile Antalya turizmini bağlamakla daha ileri giderler.

 

Sayın Engin, yapmış olduğunuz çalışmaları okuyucularımızla paylaştığınız için çok teşekkür ederiz. 



Yorum